Temettü; şirket ortaklarının, bir dönem içinde işletmenin elde ettiği kardan nakit veya hisse senedi olarak pay alma hakkı anlamına gelmektedir. Bir anlamda hisse senedi alarak bizler de elde edilen karın ortağı oluruz.
Temettüler iki şekilde dağıtılır, nakit olarak ortaklara ödenen temettüler ve bedelsiz sermaye artırımına dahil edilerek karşılığında yeni senet dağıtılan temettüler. Yazımızın konusu nakit olarak ödenen temettüler olacak.
Mezuniyet sonrası memur olarak işe başlamıştım. Erkeğin maaşı söylenmez ama 2.730 TL yatıyordu her ayın 15’i. Maaşım beni idare ediyor, ilk yıl ailemle yaşadığım için rahatça harcayabiliyordum. Kira, fatura, mutfak masrafı gibi harcamalarım yoktu. Kafam rahat har vurup harman savuruyordum. Sonrasında tayin olmamla birlikte kira, ıvır zıvır, masraflar derken tasarruf etmeden geçti yıllarım. Tek mal varlığım o dönemde 7.000 TL değerinde olan 1973 Model WV Kaplumbağamdı. Onun kredisini bile öderken zorlanmıştım. Maalesef tasarruf alışkanlığını kazanmam karşılaştığım zorlukların vesilesiyle 4 yıl sürdü.
Geçenlerde aklıma geldi ve araştırmaya koyuldum. İlk maaşımla şu an portföyümde bulunan, düzenli olarak da almaya çalıştığım şirketlerden hisse senedi alsaydım bugünkü değeri ne olurdu?
Sonuç şaşırtıcı . . . (Biraz da hüzün, pişmanlık içeriyor.)
2006 yılının Ocak ayı. Babam okul çıkışına yeni aldığı Peugeot 307 ile geldiğinde gözlerime inanamamıştım. O dönemde bu segmentteki diğer arabalardansa babam benim de çok hoşuma giden Peugeot’da karar kılmıştı.
Peugeot 206’ya karşı zaafım Need for Speeed Underground serisinden kaynaklanıyordu. Halbuki bu araba 206’nın bir üst segmenti; 307’ydi. Babam o dönemde 33.500 TL’ye sıfır olarak almıştı bu arabayı. Liseye daha yeni geçmiştim. Arabayı gördüğüm ilk anı çok iyi hatırlıyorum.
Gel zaman git zaman, geçenlerde Peter Lynch’in “Borsada Tek Başına” isimli kitabını okurken;
“Subaru marka bir araba almak yerine aynı paraya Subaru hisse senetlerinden satın alınıp milyoner olunabileceği kimin aklına gelirdi?”
cümlesini okudum ve aklıma eğer 2006’da otomobil almak yerine, güvenilir otomotiv şirketlerinin hisse senetlerini alsaydık, yani şirkete ortak olsaydık şu anki değeri ve yıllık temettü getirisi ne kadar olurdu? Tabi bunun için 16 yıl bekleyebilme iradesini göstermiş olmamız gerektiğini de hatırlatmak gerekiyor…
“Bireysel Emeklilik Sistemi düzenli olarak tasarruf yapamayan, her ay kenara bir çeyrek altın atamayan ve hisse senedi tarzı yatırımları gerçekleştirmekte zorlanan insanlar için devlet katkısı ile birlikte güzel bir tasarruf ve birikim disiplini sağlamaktadır.”
sonucunu çıkarmış fakat paramızın doğru ellerde yönetilmesinin öneminden de bahsetmiştik.
Finansal özgürlük yolculuğunda en önemli konulardan biri finansal okuryazarlık ve tasarrufları doğru şekilde değerlendirebilecek bilgi seviyesine ulaşmak. Bu amaçla en azından ekonominin temel kavramlarını ve tanımları öğrenmek istedim. Ekonomi alanında bilgi birikimimi artırmadan tasarruflarımı etkin şekilde yatırıma dönüştürmem mümkün görünmüyor.
Bu yüzden yazılı ve görsel medyada sıklıkla karşılaştığım, twitterda takip ettiğim ve aynı zamanda blogunu zaman zaman okumaya çalıştığım Dr. Mahfi Eğilmez’in 192 Sayfalık “Örneklerle Kolay Ekonomi” kitabıyla başlamak istedim.
Binlerce yıldır insanlığın ticarette, ziynet eşya ve tasarruf aracı olarak kullandığı, rezervleri kısıtlı bir maden olan altın aynı zamanda bir yatırım aracıdır. Dünyadaki altının (Yaklaşık 160 Ton – iki olimpik havuz) neredeyse yarısını merkez bankaları rezervlerinde tutarken bizim gibi sıradan insanlar için de ulaşılabilir bir madendir.
Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) tanıtıldığı gibi düzenli birikimler yaparak emekliliğinizi hayallerinizdeki gibi mutlu ve güvenli geçirmeniz için tasarlanan özel bir emeklilik sistemi DEĞİLDİR.
Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) mevcut sosyal güvenlik sisteminin doğru yönetilememesi ve çökmek üzere olması sebebiyle devletin teşvik ettiği ve gelecekte muhtemelen“Bakın ben demiştim, hatta zorunlu olarak BES’e katılmanızı sağladım. Emekli maaşınız yetmiyorsa siz de üzerinize düşeni yapsaydınız.” diyeceği bir sistemdir.
657’ye tabi düz bir memurun, özel sektöre geçişi ve finansal özgürlük yolculuğunu anlatacağı bloguma hoşgeldiniz. Yazılarıma başlama amacım kira, fatura, temel giderler, sosyal aktiviteler, haftasonu ve yıllık izin finansmanın dışında; paramı tasarruf ederek ikincil bir gelir yaratmak ve ilerleyen dönemlerde çalışmak zorunda kalmadan, daha doğrusu “ben bu işi artık bırakıyorum” dediğimde hayatıma devam etmemi sağlayacak, yaşayacağım şehri veya ülkeyi seçme lüksüne sahip olabileceğim “finansal özgürlük“e kavuşmak.