
Finansal özgürlük yolculuğumun 105’inci ayını geride bıraktım.
Borsa ve yatırımla ilgili konuşmanın zor olduğu dönemlerden geçiyoruz. Borsa İstanbul’daki dinamikler uzun süredir farklı bir şekilde ilerliyor. Geçmişte bilanço tahmini yapmaya çalışıp ucuz kalacak şirketleri tespit ederek yatırım yapardık. Şirket faaliyet raporlarını okuyarak satır aralarından geleceğe dönük beklentileri analiz etmeye çalışır; basit seviyedeki temel analiz ile az çok öngörüde bulunabilirdik.
Fakat fiyat hareketleri o kadar saçma bir hale geldi ki neyi nasıl fiyatlayacağımızı bilemez olduk. Hayatın olağan akışı içerisinde şirket aramak veya yatırım hikayelerinin peşinden koşmak gibi eskiden zaman ayırdığım şeylere artık odaklanamıyorum. Belki de bu sürecin sonunda pasif yatırım enstrümanlarına geçişi ciddi anlamda masaya yatırmalıyım.
Umarım piyasamızdaki ve endeksteki bu mantıksız hareketlerin bir sonu olur ve yeniden rasyonel bir zeminde yatırım yapabiliriz. Nitekim MSCI ve yabancı kuruluşlardan gelen uyarılar da sürecin böyle devam edemeyeceğini gösteriyor.
Global tarafta dünya kupası sonrası İran-ABD gerilimi tekrar arttı ve petrol fiyatındaki yükseliş sürüyor. Irak’da da farklı gerilim kaynakları mevcut. Umarım bölgemizdeki tansiyon bir an evvel diner. FED ise son toplantıda faizi sabit tuttu.
NATO zirvesini de kazasız belasız atlattık. Trump’ın Cumhurbaşkanı ile olan ilişkileri sayesinde savunma sanayiyi ilgilendiren yaptırımların kaldırılması uzun vadede bu alandaki firmalarımıza da katkı sağlayacaktır. İç siyasette ise Yeni Parti’nin kuruluşu gerçekleşirken, partiler arası transfer haberleri ve siyasi belirsizlikler maalesef devam ediyor. Tüm bu haber akışı içerisinde geleceğe yönelik yatırım konuşmak da ayrı bir zorluk. Fakat hayat bir yandan devam ediyor.
Gelelim portföy durumuna.
Continue reading

